SELMA ER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SELMA ER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.03.2015

14 MART- TIP BAYRAMI



Bu gün 14 Mart 2015

Tıp Bayramı..

Tüm Doktorların, Sağlık Çalışanlarının ''14 MART TIP BAYRAMI'' nı kutlarım..

Yaşarken, birşeylere koştururken, okurken, çalışırken, 

Kısaca;

Hayat akıp giderken..

Bir çoğumuz farkına varamıyoruz aslında..


Neyin ya da nelerin bizim için daha önemli, daha değerli olduğunu..

Ne zaman ki sağlığımız bozuluyor, bir yerimiz ağrıyor, sakatlanıyoruz, belki nefes alamaz hale geliyoruz.. 


İşte o zaman anlıyoruz;

Dünya'da sağlıktan ve sevgiden daha önemli bir şey yok aslında..

Paranın satın alamayacağı tek şey SAĞLIK..

Tüm yaşamımız boyunca;

Doğumumuzdan ölümümüze kadar sağlık ve hastalık ile ilgili her ihtiyaç duyduğumuzda başvurduğumuz; hastalığımıza teşhis koyan, bizi tedavi eden, en önemlisi hiç bir zaman ''Hipokrat Yeminini'' unutmayan değerli doktorlarımıza, hemşirelerimize, tüm sağlık çalışanlarımıza bu vesileyle teşekkürlerimi ve minnet duygularımı sunuyorum..


Atatürk, ne güzel söylemiş;

''Beni Türk Doktorlarına emanet edin'' demiş..

Kanuni Sultan Süleyman'ın dediği gibi;

''halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi ,

olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi... ''


14 MART TIP BAYRAMI'nda;

*Dünya'da ve Türkiye'de Sağlık hizmetlerinden tüm hastaların gerektiği şekilde yararlanmasını dilerim..

*Özellikle Acil Servislerin, Ambulansların en hızlı ve doğru bir şekilde insan hayatına gereken değeri vererek ilk müdahaleleri yapmalarını, 1 dk'nın bile sağlık konusunda ne kadar önemli olduğunu  unutmamalarını hatırlatırım..

*Özellikle İstanbul'da bazı kişiler tarafından Ambulansların trafikte sağladıkları öncelik avantajlarını -taksi niyetine- kötüye kullanmamalarını önemle rica ederim..

*Bu vesileyle her zaman her ortamda tekrarladığım ''KAN BAĞIŞI'' ve ''ORGAN BAĞIŞI'nın önemini bir kere daha hatırlatmak isterim..

*Doktorlarımıza ve tüm sağlık çalışanlarımıza; Hastalarına daha iyi bakabilecekleri, tam donanımlı hastaneler, hasta başına muayene ve tedavi için gerekli sürelerin ve şartların sağlanmasını dilerim..

*Maddi durumu yetersiz olan hiç bir hastanın hastanede rehin kalmamasını da diliyorum..

*Bu vesileyle Doktor olan yakınlarımın da Tıp Bayramını kutluyorum, hastalarına acil şifalar diliyorum..


selma er.

Orjinal Hipokrat Yemini'nin Türkçeye çevrilmiş hali aşağıdaki gibidir:

''Hekim Apollon Aesculapions, Hygia Panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına. And içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim. Bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu sanatı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim. Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi bilgileri ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. Bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim. Gücüm yettiği kadar tedavimi hiçbir vakit kötülük için değil yardım için kullanacağım. Benden zehir isteyene onu vermeyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmeyeceğim. Bunun gibi bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. Fakat hayatımı, sanatımı tertemiz bir şekilde kullanacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olan muzdariplerde bile kullanmayacağım. Bunun için yerimi ehline terkedeceğim. Hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. Kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım. İster hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan mazarattan sakınacağım. Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.''

11.03.2015

İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ

12 Mart 1921 

İstiklâl Marşı'nın Kabulü

Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından, Türkiye için İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.

 
Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından, Türkiye için İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

Mehmet Âkif Ersoy, (20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), baba tarafından Arnavut, anne tarafından Özbek asıllı olan Cumhuriyet Dönemi şairi, veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi, yüzücü, milletvekili'dir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Milli Şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül, Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırât-ı Müstakîm (daha sonraki adıyla Sebîlü'r-Reşâd) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı (1920-1923) yılları arasında Burdur milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.



Kendi döneminde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırât-ı Müstakîm ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü'l-Mesâî vakfına bağışladı.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin esas sebebi de (Örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.
***

İstiklâl Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda!
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli;
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâmahrem eli!
Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli,
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım.
Her cerîhamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!



8.03.2015

HER KADIN BİR ÇİÇEKTİR..


Her kadın bir çiçektir..

8 Mart 2015

'' Dünya Kadınlar Günü'' 

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, 

"Ey Kahraman Türk Kadını!.. 
Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın." 

Sözü;

Kadınlarımıza  daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. 

Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit anneleri ve eşleri olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım. 

Tüm kadınlara; 

sağlık, 
sevgi, 
mutluluk, 
başarı, 
eğitim ve fırsat eşitliği,
şans,
güzel günler dilerim. 

Kadınlarımızın ;

Eğitimli, 
açık fikirli, 
aydınlık görüşlü, 
bilinçli, 
kararlı, 
azimli,
cesur, 
kendi ayaklarının üzerinde durabilen, 
maddi ve manevi olarak bir erkeğin zorlayıcı baskısı altında kalmadan, 
tecavüze uğramadan,
tecavüz sonrası canına kıyılmadan,
töre cinayetlerine kurban edilmeden, 
çocuk yaşta zorla bir erkeğin eşi olmaya zorlanmadan, bakamayacağı kadar çok çocuk doğurmaya zorlanmadan, 
kara çarşaf altında saklanmadan yaşayabilen , toplumda baştacı edilen değerli bireyler olmasını dilerim.

Kadınlarımız;
İlim,
Fen,
Siyaset,
Ekonomi,
Sanat,
Tıp,
Hukuk ve bütün mesleklerde her zaman başarılı olmuştur.
Yeter ki fırsat eşitliği olsun.

Cumhuriyet'in bütün değerlerini taşıyan,
Beni ve kardeşlerimi en güzel şekilde yetiştiren,
Eğiten, 
terbiye veren, 
bizlere örnek olan 
Anne'ciğimin mekanı Cennet olsun.
Öğretmenlerimden hayatta olanlara sağlık,
Kaybettiklerimize rahmet dilerim.

Atatürk ve Cumhuriyet Değerleri'ni benimseyen,
Çocuklarına da bunun yanında;
önce insanı sevmeyi ve saymayı öğreten her kadına sevgi ve saygılarımla..

Kadınlarımıza değer veren, seven, sayan, baştacı eden erkeklere teşekkürlerimle..

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin de Adalet önünde en büyük cezayı almalarının takipçisiyim.

selma er.

(Fotoğraf;
 Eşimin önceki yıllarda bana    aldığı çiçeğin anısıdır.)

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ..

Bankacılık ve
Sigortacılık'dan sonra
Yaklaşık beş yıldan beri
Remax'de 900'ü aşkın
Kadın Girişimci'den birisi olduğum ,
Eğitimlerim,
Deneyimlerim,
Empati yeteneğimin yanı sıra
Etik Değerlerimi
Remax'in Etik Değerleri ile birleştirdiğim için çok mutluyum.
Siyaset'de Kadının yeri ve önemini biliyorum.
Siyaset konusunda olmasa da,
Toplumsal konularda en iyi ve en doğruya ulaşmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.
En büyük gücün;
Kadınların zekasını, gücünü, yeteneğini, emeğini, bilgisini, sabrını, azmini,deneyimini, ileri görüşünü, altıncı hissini,...,.... birleştirerek elele, gönül gönüle kazanılacağını düşünüyorum.
Kadınlar pes etmezse, susmazsa, asla vazgeçmezse, dayanırsa, direnirse, okursa, çalışırsa, çocuklarını güzel yetiştirirse toplum o zaman gelişir.
Daha güzel yarınlar dileği ile..

SELMA ER
REMAX ARMONİ

28.10.2014

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN..




Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Birlik ve beraberlik içinde nice güzel Bayramlar dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene..

SELMA ER
REMAX ARMONİ

23.07.2013

NOSTALJİ, BİZİM ZAMANIMIZDA, ESKİ DEĞERLERİMİZ..

E S K İ D E N ;

BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA VE GENÇLİĞİMİZDE;


*ilkokula giderken siyah önlük giyerdik...
*Beyaz yakalarımız kolalı idi,
*sınıfta temizlik kontrolü yapılırken;mendilimizin üzerine ellerimizi koyardık..tırnak kontrolü yapılırdı..
*beslenme saatinde süt tozundan süt yapılırdı,onu içerdik..
*annemiz ekmek dilimine sana/tereyağ sürerdi,üzerine de reçel...onu yerdik..
*bazen harçlığımızla ;okulun kapısında camekanlı arabada 5 kuruşa-on kuruşa satılan gofret,çikolatalardan alırdık, çikolataların yaldızlarını bir kutuda biriktirirdik..
*kağıt peçete koleksiyonu yapardım..misafirlikte kullanmam için verilen kağıt peçeteleri kullanmaz,özenle saklardım..
*hemen her 23 nisan'da tam tören zamanı yağmur yağardı..bazen rugan ayakkabımız ayağımızı sıkardı...
*komşunun kızları ile kağıt bebek oynardık..
*ilkokul öncesi hediye edilen taş bebeklerimiz vardı..
*sonra Adana Kilis Pazarı'ndan annemin aldığı kocaman bebeklerimize sahip olduk..(hala özenle saklıyorum..) 
*annemin siyah rugan fileli,sivri burunlu,ince topuklu ayakkabısı vardı..
*annemin toz pudrası vardı,ruj sürünce eliyle dudaklarındaki rujun bir kısmını yanaklarına sürerdi,allık niyetine..
*banyolarda odun sobası yakılırdı,sıcak su için..
*banyodan sonra birbirimize ''sıhhatler olsun'' der,el öperdik..
*bayramda rugan ayakkabı alındığında;günlerce bayramı bekler,ayakkabıyı başucumuza koyar,seyrederdik..
*bayramlarda yaş sırasına göre bütün aile sıraya girer,büyüklerimizin elini öperdik...anneannem akşamdan harçlıklarımızı tek tek hazırlar,aynı sıraya iki kere girdiğimizde fark edip bize şakayla kızardı..
*anneannemin odasında tel dolap vardı..ikiz kardeşimle odasına girer,birşey isteyip istemediğini sorardık..her seferinde bize tel dolabından çikolata ikram ederdi..
*büyüklerimizin yanında bacak bacak üstüne atmazdık..
*utanınca yüzümüz kızarırdı..
*annemden izinsiz hiçbir şey yapmazdık..
*yalan söylemezdik..okulu kırmazdık..
*orta okulda ve lisede türk filmine giderdik..ağlaya ağlaya bir hal olurduk film boyunca..
*kışın sinema kapısında satılan kestanelerden alırdık..
*kış akşamları mahalleden bozacı geçerdi...BOZAAAAAAAAAA diye bağırırdı..
*mahallenin bekçisi akşamları düdüğünü çala çala dolaşırdı..
*yazın yazlık sinemaya giderdik..Kızıltoprak'daki İKİZLER SİNEMASI'na ve KALMIŞ SAHİL SİNEMASI'na giderdik..
*kalamış'da oturduğumuzdan,hemen sahilde sandal kiralardık..Moda açıklarına kadar kürek çeker,denize oralardan girerdik..
*bazen fenerbahçe'den denize girerdik.fenerbahçe plajından veya TCDD'nin kampından..
*her akşam güneş batarken penceremden sahili,manzarayı seyrederdim..
*hıdrelesde sabah erkenden komşularla sahile gider,kağıtlara yazdığımız dilekleri denize atardık..gül ağacına para bağlardık..
*komşular birbirine sabah kahvesine giderdi..(11 kahvesine)
*komşudan 1 fincan kahve,şeker,un istenirdi
*komşunun zilini çalıp; ''bir maniniz yoksa annem size gelecek'' derdik..
*patatesi,soğanı bazen kapıya gelen satıcıdan alırdık..
*yoğurtçu gelirdi mahalleye..hemen büyük bir tabak alıp,aşağıya yoğurtçuya koşardık..
*haftanın belli günlerinde mahalleye SEYYAR MİGROS ARABASI gelirdi..
*annelerimiz manavdan alışveriş yapıca;sebze-meyveler kese kağıdına  konurdu..onlar da fileye..
*1966'da erenköy'den kalamış'a taşındığımızda caddeden tranvay geçiyordu..
*ilkokulda iken apartmanda sadece bir komşumuzda telefon ve televizyon vardı..
*bazen komşudan telefon ederdik..yılbaşında komşu çağırırsa dansözü ve Zeki Müren'i seyretmeye giderdik..
*telefon müracaatı yaptığımız halde,yıllar sonra bize sıra geldi,telefonumuz bağlandı...
*şehirlerarası görüşmek için 03'e kayıt olur,saatlerce sıramızı beklerdik..
*önemli günlerde telgraf çekerdik..ELT,YILDIRIM..
*taksitle çeyiz alırdık,kapıya gelen ÇİNLİ AMCADAN...
*evimize bazen ''görücü'' gelirdi..tabii şidddetle karşı çıkardım...
*komşuların nikah şekerini bazen hep birlikte evde hazırlardık..
*radyo dinlerdik..annem sabahları ''arkası yarın'' programını dinlerdi..
*radyo tiyatrosu vardı..
*orhan boran deyince aklımıza YUKİ gelirdi..
*sonra teybimiz,kasetlerimiz oldu..
*pikabımız,plaklarımız da oldu..
*ilk televizyonumuzu 1972'de aldık..siyah-beyaz idi..
*ikinci televizyonumuz renkli tv çıkınca aldık...
*sonra ilk özel tv kanalı ''STAR TV'' yayına başladı..
*önceleri uzaktan tv kumandamız yoktu..antenin ayarı sık sık bozulurdu..
*sezen cumhur önal vardı..
*fecri ebcioğlu vardı..
*cenk koray vardı..
*barış manço vardı..''7'den 77'ye programı'' vardı..
*dario moreno,adamo,anne marie david vardı..
*eski şarkılar ,türkçe sözlü hafif batı müziği-arajman- vardı..
*lisedeyken,ikizimle benim rugan çorap çizmelerimiz vardı..Ş
*okula servisle gidip gelirdik..
*lise son sınıfta kalamış'dan moda'daki kadıköy kız lisesi'ne dolmuş ile gitmeye başladık..
*o yıllarda dolmuşlar,taksiler damalı idi..dodge,desoto,fargo...
*dolmuş paraları 25 kuruş,sonra 50 kuruş..sarı 25 kuruşu da hatırlıyorum..
*orta okul ve lisede iken İETT'nin İKARUS ve LEYLAND marka otobüslerine binerdik..
*otobüse arkadan binerdik..biletçi vardı,biletlerimizi kesen..
*genelde yer olsa bile ayakta giderdik büyükler otursun diye..oturduğumuzda yanımıza daha yaşlı birisi yanaşmadan hemen kalkıp yer verirdik..uyur numarası yapmazdık..
*hala otobüste-minübüste yaşlılara yer veririm..
*doğum günlerimizi evde kutlardık.annem,arkadaşlarımızı eve çağırmamızı isterdi..onlara not verirdi..
*doğum günlerimizde birbirimize 45'lik plak,bazen de longplay alırdık..bir de kitap tabii...
*iş bankasının metal kumbarası,bir de yapı kredi bankası'nın yuvarlak ahşap kumbarası vardı..
*1965'de biz daha çok küçükken anneanneme yapı kredi bankası'nın mudileri için düzenlediği hediye çekilişinden etiler'de apartman dairesi çıkmıştı..sonra o daireyi satıp,çocuklarına paylaştırdı..hala bankanın telgrafını ve anneannemin resmi olan çekiliş posterini saklıyorum..
*lise sonda kadıköy'den beşiktaş'a taşınan en yakın arkadaşımızı evine kadar uğurlardık..üsküdar'dan eski küçük boğaz vapurlarına binerdik..ALTINKUM Vapuru'nu bugün gibi hatırlıyorum..Lodosta camları sallanırdı,yana doğru yalpalardı..
*O yıl boğaz köprüsü trafiğe açıldı..
*okul çayımız HİLTON'da oldu..Apartman topuklu ayakkabılarımızı giydik..
*ilk blue jean alışımızı da hatırlıyorum..Lisede sömestr tatilinde Adana'ya gittiğimizde bir akrabamız vasıtasıyla İncirlik'de çalışan birisine ısmarlamıştık..ölçüsü uymamıştı,terziye küçülttürmüştük..Wrangler marka..çok havalı idi..
*Sarı yağmurluklarımız vardı..havamız binbeşyüzdü onu giyince!!
*elimizdekilerle mutlu olmasını,paylaşmasını bilirdik..
*harçlıklarımızı idareli kullanırdık..
*ilk defa yurtdışına Almanya'ya öğrenci değişim programı ile -18 yaşıma yeni bastığım yıl- üniversite birinci sınıfta iken okul arkadaşlarımla gittim..20 gün ailemden uzak kalmak zor geldi bana..
*ilk defa kağıt mendili 10'lu paketlerde Almanya'dan aldım..
*ilk defa açık büfeyi 1975'de almanya'dan feribot ile isveç'e giderken gördüm..
*ilk defa Berlin'de kapalı havuza girdim..
*Berlin Duvarı'nın yanından geçerken fotoğrafını çektim..
*ilk fotoğraf makinam KODAK-İnstematik-ile..
*ilk defa Akmerkez,Galleria tarzı büyük mağazaları Berlin'de gördüm..
*ilk defa üniversiteye -beyoğlu'na-giderken Kadıköy'den Karaköy'e yalnız başıma vapura,ondan inince de tünel'e binmeye başladım..
*vapurda;aynı saatte karşıya geçen kişiler genellikle belli kişilerdi..hep aynı yere otururduk..
*gide gele göz aşinası olduğumuz kişilerin yerine oturmamaya özen gösterirdik..
*vapurun belli bir bölümü;lüx mevkii idi..ekstra para verilip oraya oturulurdu..
*Karaköy İskelesi'nde milli piyango satan bir amca vardı..Adını hala hatırlıyorum..DENİZ ŞANLI..Sonraki uzun yıllar boyunca her Karaköy'e gidişimde kendisinden piyango bileti aldım..ayak üstü sohbet ettim,hatırını sordum..Bir kaç yıldan beri göremiyorum..Hayattadır inşallah..
****belki yazım biraz fazla naftalin koktu..
****geçmişdeki eski değerlere özlemim çok fazla arttı herhalde..

BUGÜN ,

*bir çoğumuz eski değerlere sahip çıkamadık,unuttuk,
*bizim de, çocuklarımızın da çok şükür herşeyimiz fazlasıyla var..
*kaloriferli,sıcak sulu evlerde oturuyoruz bir çoğumuz..
*çocuklarımızın ayrı odaları var..
*kıyafet deseniz; bir sürü..
*evlerde 2-3 televizyon..
*her birimizde cep telefonu,
*arabamız var..bazı ailelerde 2-3 araba var..
*çocuklarımızın oyuncakları,kıyafetleri,ıphone, IPOD'ları,MP3'leri,tabletleri, bilgisayarları,cep telefonları var..
*Bizim ailede;elimizden geldiği kadar paylaşmayı,yardımlaşmayı öğrettiğimizi zannediyorum çocuklarımıza..

AMA YİNE DE:

*ESKİ DEĞERLERİN BİR ÇOĞU YOK ARTIK,
*HERŞEY VAR,ESKİ DEĞERLER YOK,
*MAĞAZA İSİMLERİNİN BİR ÇOĞU YABANCI,
*SOKAK İSİMLERİ BİLE YAVAŞ YAVAŞ DEĞİŞTİRİLİYOR,
*MARKA HASTALIĞI DİZ BOYU..
*KREDİ KARTI ÇILGINLIĞI DA ÖYLE..HABİRE BORÇLANIYORUZ..
*İŞSİZLİK KORKUSU İLE HAKLARIMIZI SAVUNAMIYORUZ..
*EMEKLİLERİN SOSYAL GÜVENCELERİ,SAĞLIK YARDIMLARI YETERSİZ,
*OY VERİRKEN; KİME OY VERECEĞİMİZİ BİLEMİYORUZ..
*SEÇİMLERDE;LİSTELERDE TERÖRİST İSİMLERİ,YILLAR ÖNCE ÖLMÜŞ KİŞİLERİN İSİMLERİ BİLE VAR..
*OKULLARDA EĞİTİM,DİSİPLİN,ÖĞRETMENE SAYGI HAK GETİRE..
*GENÇ KIZLARIMIZIN BİR ÇOĞUNUN YÜZÜ DE KIZARMAZ OLDU..(bazıları öyle maalesef)
*EVLİLİK KURUMU İNTERNETE,TV PROGRAMLARINA KADAR DÜŞTÜ..
*BOŞANMALAR ARTIK ÇOK KOLAY..
*YEMEK YARIŞMASINDA; İNSANLAR ''ÇOK ŞÜKÜR BU GÜN DE KARNIMIZ DOYDU'' DEMİYOR..''YEMEKLER BENİM DAMAK TADIMA HİÇ UYMADI ,AÇ KALDIM'' DENİYOR..
*DERSHANELERE AVUÇ DOLUSU PARALAR DÖKÜYORUZ...
*TÜRBAN KONUSUNU, DİN İSTİSMARINI HİÇ YAZMIYORUM!!!!!!!!!
*ŞEHİTLERİMİZİN ACISINA DA DAYANAMIYORUM..
*BİR ÇOK KURULUŞ,BANKA YABANCILARA SATILDI..
*YABANCI SERMAYE YAKINDA HEPİMİZİ,HERŞEYİMİZİ YUTACAK..
*YILLARDIR ALINAN DIŞ BORÇLAR VE FAİZLERİ YÜZÜNDEN;ÇOCUKLARIMIZ HEP BORÇLU DOĞUYOR..
*AMERİKA MERAKI,BEYİN GÖÇÜ DİZ BOYU..
*2009'UN BAŞINDA TEDAVÜLE ÇIKARTILAN YENİ TÜRK LİRASI BANKONOTLARIMIZDAKİ ATATÜRK RESMİ HİÇ ATATÜRK'E BENZEMİYOR''..BANKNOTLARIN ARKA YÜZÜNDE TANIMADIĞIMIZ,BU GÜNE KADAR BİLİNMEYEN İNSANLARIN RESİMLERİ KONMUŞ!!!..
*YAKINDA ATATÜRK'ÜN RESİMLERİNİ HİÇ TANIYAMAYACAĞIMIZDAN KORKUYORUM..
*HÜKÜMET TARAFINDAN ATATÜRK RESİMLERİ, HEYKELLERİ KALDIRILIYOR ARTIK KORKUSUZCA.
*TÜRK BAYRAĞI TAŞIMAK/ ASMAK SUÇ OLDU.
*MİLLİ BAYRAMLARIMIZI HÜKÜMET KUTLAMIYOR NE ZAMANDIR.
*YURT DIŞI SEYAHATİ, HASTALIK, KULAK AĞRISI, ŞEHİTLERE ÜZÜLME,
DEPREM VS. GİBİ BAHANELERE DE GEREK KALMADI.
*MİLLİ BAYRAMLARIMIZI DEVLET KUTLAMASA DA, HALK KUTLUYOR..
*GENÇLER NE KADAR DUYARLI VE BİLİNÇLİ OLDUKLARINI GÖSTERDİLER GEZİ OLAYLARINDA..
*BAYRAĞIMIZ ŞİMDİLİK AYNI NEYSE..
*İSTANBUL'UN TAŞI TOPRAĞI ALTIN DİYE DİYE..İSTANBUL ''İSTANBUL' OLMAKTAN ÇIKTI..
*İSTANBUL'UN O GÜZELLİKLERİ,YEŞİLLİKLERİ,ESKİ DEĞERLERİ YAVAŞ YAVAŞ YOK EDİLİYOR..
*PAHALILIK,TRAFİK,STRES DİZ BOYU..
*HER YERDE YENİ İNŞAAT..ÇARPIK YAPILAŞMA,ŞEHİRLEŞME VAR..
*YAKINDA NEFES ALACAK YEŞİL ALAN,PARK KALMAYACAK..
*HERKES MUTSUZ ,DOYUMSUZ,

*HERKESİN EVİNDE BİR ODA EKSİK !!!!!!!!!!!!!!


A L L A H S O N U M U Z U H A Y I R E T S İ N..

***özellikle;bugün,benim gibi orta yaşta olanların geçmiş ve bugünkü değerlerimizle ilgili yorumlarını bekliyorum..

***bilmiyorum,bir tek ben miyim ''GEÇMİŞE ÖZLEM DUYAN''

Selma ER.